Eklem kıkırdağı yaralanmaları sınırlı ve tartışmalı iyileşme potansiyelleri sebebiyle eklem cerrahisinde hala sorun oluşturan ve yeni tedavi yöntemlerinin sürekli irdelendiği, ortopedik cerrahinin gelişen bir alandır.  (Şekil 1) Kıkırdak rejenerasyonu için mikrokırık, osteoartiküler otogreft transferi, mozaikplasti ve otolog kondrosit implantasyonu gibi başarıyla uygulanan yöntemler bulunsa da her bir yöntemin sahip olduğu kendine ait kısıtlılıklar nedeniyle altın standart bir teknik henüz bildirilmemiştir. Her ne kadar uygulanmakta olan bu yöntemlerin birçoğu eklem fonksiyonunu geliştirse de eklem kıkırdağının doğal yapısını ve kompozisyonunu sağlamakta yetersiz görünmektedir. Bu yüzden güncel çalış- malar daha çok gen tedavisi, mezenşimal kök hücre ve doku mühendisliği ça- lışmalarına odaklanmış durumdadır.

Kıkırdak lezyonlarının tedavisinde basamaklar aşağıdaki gibidir.

Buna göre;

  1. Eklem yüzeyinin iyileşmesi ve yeniden oluşturulması, Özelikle artroskopik metodlarla mikrokırık teknikleriyle vücoudun kendi potansiyelini harekete  geçirerek kemik iliğinden gelen mezenkimal hücrelerle orta ya da yüksek kaliteli kıkırdak elde etme amaçlanır.
  2. Mozaikplasti: Eklemin yük taşımayan bölgesinden alınan 6-10mm çaplı kıkrdak kemik silindirlerinin hasarlı alana transferinden ibarettir. Başarıyla uygulandığında orijinal (hyalin) kıkrdak oluşumu sağlanır. (Şekil 2)
  3. MACI: Özellikle 4 santimetrekarden büyük lezyonlardan artroskopik metodla alınan kıkırdak hücreleri özel laboratuvarlara transfer ediler ve 2-4 hafta süre boyunca hastanın kendi hücreleri çoğaltılarak defekte uygun üretilmiş kıkrdak tabaka hasarlı alana ikinci bir operasyonla transfer edilir. (Şekil 3)
  4. Allogreft (Kadavradan alınana kıkırdak bölümü) eklem yüzeyinin değiştirilmesi, Pahalı olması, enfeksiyon riski taşıması ve yurt dışından getirlme problemleri nedeniyle yaygın kullanımı yoktur.
  5. Yüzey artroplastisi (resurfacing) biyolojik olarak rekonstrükte edilemeyecek alanın sınırlı bir protez ile kaplanmasından ibarettir. Son beş yıl içinde dikkat çekmeye başlayan, özellikle 50-60 yaş sınırında yüzey artroplastisi yani “Hemicap” uy- gulamaları biyolojik yaklaşım-protez cerrahisi arasında yer alacak endikasyonlarda gündem konusu olmaya başlamıştır
  6. Unikompartmental ve total (Yarım ve tam) diz protezleri: Protezler bölümünde bahsedilmiştir. (Şekil 4)

Kıkırdak lezyonlarının tedavisinde gelecekte çok önemli rolü olacak olan doku mühendisliği teknikleri ve gen tedavileri ile ilgili çalışmalar hızla sürmektedir. Gen tedavisi, viral veya viral olmayan vektörler kullanılarak özel genlerin eklem içerisine doğrudan veya dolaylı yerleştirilmesini içerir

Kıkırdak tamirinde henüz ideal tedavi yöntemine ulaşılamamış olsa da çok yaklaşılmıştır.

Fakat hala nadir de olabilecek yan etkilerine rağmen, halihazırda kök hücre çalışmalarının hızlı bir şekilde devam etmesiyle birlikte bu tedavilerin özellikle travma sonrası oluşan kıkırdak hasarlarındaki etkisi daha güvenilir hale gelmektedir..

 

Şekil 1: Kıkırdak Lezyonu artroskopik görünüm

 

 

Şekil 2: Mozaikplasti tekniği

 

Şekil 3: MACI uygulaması

Şekil 4: Yüzey artroplastisi ve unikompartmental (yarım) diz protezi